Çelik Sektöründe 2021 - 7. Haftanın Öne Çıkanları

Çelik Sektöründe 2021 - 7. Haftanın Öne Çıkanları Tata Steel Üretim Kapasitesini İkiye Katlamayı Planlıyor Economic Times’a göre, Hint çelik üreticisi Tata Steel Limited, Odisha ve Jharkhand’da bulunan mevcut tesislerindeki çelik üretim kapasitesini yılda 40 milyon mt’a çıkarmayı planlıyor. Tata Steel’in CEO’su T V Narendran, “Angul, Kalinganagar ve Jamshedpur’da bulunan üç tesisteki genişleme, şirketin yıllık 20 milyon mt olan mevcut üretim kapasitesini 40 milyon mt’a yükseltmesini sağlayacak. Kalinganagar’ın üretim kapasitesi yaklaşık 15-16 milyon mt’a, Angul’un 10 milyon mt’a ve Jamshedpur’un 14 milyon mt’a çıkabilir. Aynı tesiste genişleme çalışmaları yaptığınızda maliyeti önemli ölçüde düşürürsünüz. Şirket, tesislerin her birinin birinci sınıf ve küresel olarak rekabetçi olmasını istiyor,” dedi. CEO, dünyanın en verimli çelik tesislerinin yılda 15- 20 milyon mt çelik ürettiğini de sözlerine ekledi. ( SteelOrbis, 16 Şubat 2021 ) Thyssenkrupp Rekabet Gücünü Artırmak İçin Duisburg ve Bochum Tesislerini Yenileyecek Alman çelik üreticisi thyssenkrupp, yatırım fonlarının onaylanmasının ardından, Çelik Stratejisi 20-30’un bir parçası olarak Duisburg ve Bochum tesislerindeki yeni birimlerin inşası için ilk sözleşmeleri imzalamak üzere olduğunu açıkladı. Şirket, birinci kalite çelik yelpazesini genişletmeyi ve rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Şirket, projelerin 500 milyon €'nun üzerinde bir yatırım içerdiğini belirtti. Şirkete göre, çelik birimine yönelik yatırım paketi, 2003 yılında Schwelgern kok tesisinin inşasından bu yana oluşturulan en büyük yatırım paketi. Şirketin planına göre, Duisburg tesisindeki döküm haddeleme hattı, bir sıcak şerit tesisiyle yeni bir kesintisiz döküm hattına dönüştürülecek. Aynı tesisteki mevcut 3 No'lu sürekli döküm hattı, slab üretimini optimize etmek için yeniden inşa edilecek. Şirket ayrıca Bochum tesisinde yeni bir çift tersinir haddeleme tesisi ve tavlama ile izolasyon hattı kurmayı planlıyor. Tüm projelerin 2024 yılının sonunda tamamlanması bekleniyor. Şirket, çelik biriminin teknoloji ile kalite liderliğine odaklandığını ve Avrupa’daki rekabette halihazırda güçlü olan konumunu daha da güçlendirmeyi planladığını belirtti. Bu hedeflere ulaşmak ve yatırımlardan tam gelir elde etmek için daha büyük maliyet kesintisi yapılması gerekecek. Thyssenkrupp Steel Corona virüsü salgınının mali sonuçlarının uzun yıllar boyunca etkili olmasını bekliyor. Öte yandan, Çelik Stratejisi 20-30’un odak noktası, yüksek değerli bir ürün portföyü üretirken, maliyet yapısını optimize etmek. Thyssenkrupp Steel Europe’un Yönetim Kurulu Başkanı Bernhard Osburg, “Bu proje, dönüşüm ve yeni inşaat çalışmaları sırasında ürünlerimizi tedarik etmeye devam edeceğimiz müşterilerimiz için güçlü bir sinyal. Bir sonraki adım, projeleri uygulamak. Rhine ve Ruhr bölgesinde güçlü ve rekabetçi bir çelik şirketi olmak istiyoruz,” dedi. ( SteelOrbis, 16 Şubat 2021 ) ArcelorMittal Italia’nın Taranto Tesisindeki Çelikhanesi 60 Gün İçinde Kapatılacak İtalya’nın Lecce şehri Bölge İdare Mahkemesi (TAR), ArcelorMittal Italia’nın Taranto tesisindeki çelikhanenin 60 gün içerisinde kapatılmasına karar verdi. Bu karar, eski kabul edilen tesislerden çıkan emisyonu önlemek ve vatandaşların sağlığını korumak amacıyla verildi. Söz konusu tesisin işletmecisi ArcelorMittal, kararı Danıştay’a temyize götürdüğünü açıkladı. Tesisin çelikhanesi, yüksek fırınları, maden depolarını, kok birimini, çelik birimini, çelik ürünlerinin düzenlendiği bölgeyi ve toplanma bölgesini içeriyor. İtalyan çelik üreticileri birliği Federacciai dün, 15 Şubat tarihinde konuyla ilgili açıklama yaptı. Birliğin başkanı Alessandro Banzato, “Lecce şehrindeki mahkeme tarafından Taranto tesisinin çelikhanesinin kapatılmasına yönelik verilen karardan dolayı son derece endişeliyiz. Davanın sonraki aşamalarında açıkça tartışılacak olan esaslara geçmeden, bu kararın, fabrikanın onarım ve yeniden faaliyete sokulma işlemini durdurması ya da yavaşlatmasından endişe ediliyor. Tesisin çevre iyileştirme çalışmaları devam ederken, üretimin iyileştirilmesine yönelik faaliyetler de sürüyor. Bu da yalnızca çelik endüstrisi için değil, aynı zamanda tesiste karbon salımını kademeli olarak azaltmayı içeren endüstriyel plan sebebiyle Invitalia’nın yakında şirkette faaliyetlere başlayacağı beklentisi için de çok önemli,” şeklinde konuştu. Önceden bildirildiği üzere, geçen yılın Aralık ayında yapılan bir anlaşmaya göre, İtalya devleti 400 milyon € yatırımla Ilva tesislerinde %50 hisse alacak. 2022’de başlayacak ikinci aşamada ise, Invitalia şirkete 680 milyon € daha ödeyerek hisse payını %60’a çıkartacak. ArcelorMittal de %40 hisse elde etmek için 70 milyon €’ya kadar yatırım yapacak. 2021 yılında şirketin üretiminin, geçen yıl kaydedilen 3,3 milyon mt’dan 5 milyon mt’a çıkması bekleniyor. Söz konusu endüstriyel planın son adımı, yenileştirilmiş 5 No’lu yüksek fırının ve tek başına 2,5 milyon mt üretim yapması beklenen yeni elektrik ark ocağının da katkısıyla 2025 yılına kadar 8 milyon mt üretim seviyesine ulaşmak. ( SteelOrbis, 16 Şubat 2021 ) Çelik Sektöründe Yatırım İştahı Artıyor Çelik sektörü, hurda ve cevher fiyatlarının ocak ayından itibaren gerilemeye başlamasıyla yatırımda gaza bastı. Hurda fiyatları 485 dolardan 405 dolara, cevher fiyatları ise 175 dolardan 156 dolara kadar geriledi. Demir-çelik sektörün ocak ayında girdi fiyatlarında gözlenen gerileme eğilimi, nihai ürün fiyatlarına da yansımaya başladı. Yılın ikinci çeyreğinden itibaren, piyasalarda daha istikrarlı bir yapının oluşması bekleniyor. Çelik sanayiinde 4. çeyrekte gelen taleple de birlikte üreticiler kısmış oldukları üretimi artırmaya başladı. Bir yandan üretimde modernizasyon yatırımlarını hızlandıran şirketler diğer yandan kapasitelerini genişletiyor. Bu kapsamda en büyük yatırımlardan biri Yıldız Demir Çelik’ten geldi. Şirket, ikinci galvaniz üretim hattı için 80 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirdi. 2021’in son çeyreğinde bu hattın devreye girmesiyle, şirketin 600 bin tonluk mevcut üretim kapasitesini 900 bin tona çıkaracak. Katma değerli üretim hacmini ciddi oranda artıracak bu yatırım Yıldız Demir Çelik’in yıllık cirosunu da yüzde 40-45 seviyesinde yukarı çekecek. Hatay’ın Dörtyol ilçesinde 700 bin ton kapasiteyle çalışan Atakaş da, 100 milyon dolarlık yeni yatırımla kapasitesini 1.1 milyon tona çıkaracak. Atakaş, bu yıl devreye alacağı yatırımla 400 kişiye ek istihdam sağlayacak. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Veysel Yayan, ocak ayında gerek cevher ve gerekse hurda fiyatlarında yaşanan gevşemenin, ABD ve AB’deki korumalı fiyatlara olumlu bir şekilde yansımamış olsa da, iç piyasada ve diğer piyasalarda nihai ürün fiyatlarında 50 dolara varan düşüş sağladığını vurguladı. Türkiye’nin ham çelik üretiminin, nisan ve mayıs aylarında düştüğünü belirten Yayan, “Haziran ayından itibaren pandeminin kısmen kontrol altına alınması ve ekonomik istikrar tedbirleri sayesinde, canlanma eğilimi içerisine girildi. Sektörümüzde üretim kapasitesi, 51,9 milyon tona çıktı. 2020 yılının tamamında yüzde 6 üretim artışı ile 35,8 milyon ton ham çelik üretimi gerçekleştirildi” dedi. Pandemiden dolayı küresel çapta üretim kesintilerinin olduğu 2020 yılında, en büyük 15 çelik üreticisi ülke arasında yüzde 13,4 ile İran, yüzde 11,6 ile Vietnam, yüzde 6 ile Türkiye, yüzde 5,2 ile Çin ve yüzde 2,6 ile Rusya’da üretim artışı gözlendi. Türkiye, 35.8 milyon ton ham çelik üretimi ile Almanya’yı geride bırakarak, Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise 7. büyük ham çelik üreticisi konumuna yükseldi. 2020 yılında çelik ürünleri ihracatı yüzde 5.5 azalışla 16,6 milyon ton oldu. Buna karşılık, aynı dönemde ithalat, yüzde 4,5 artış göstererek 12,5 milyon tona ulaştı. Avrupa Birliği’nin üç dönem olarak uygulamaya aktardığı koruma önlemlerini sıkılaştırarak devam ettiğini belirten Yayan, “2020 yılında en büyük ihracat partnerimiz olan AB’ye çelik ürünleri ihracatımız yüzde 19 gerileyerek 5,6 milyon tondan 4,6 milyon tona düştü” diye konuştu. Hurda fiyatları neden düşüyor? Pandeminin başlangıç döneminde getirilen kısıtlamalar sonucunda hurda toplama miktarı düşmüştü. Ancak son dönemde kısıtlamaların esnetilmesiyle toplanan hurda miktarındaki artış, fiyatı aşağı çekti. Öte yandan hurda fiyatlarındaki artış eğilimi üzerine birçok üreticinin stok yapması da fiyattaki düşüşte etkili oldu. Hurda fiyatlarının düşmesine neden olan bir diğer sebep ise, fiyat artışı sürecinde nihai ürün stoku yapan çelik tüketicilerinin, ocak ve şubat aylarında taleplerini askıya alarak beklemeye geçmelerinden kaynaklandı. ( Dünya, 16 Şubat 2021 ) Türk Çelik Sektörü Pazar Çeşitliliği ve Artan Tüketim Talebiyle Yatırımcılara Avantaj Sağlıyor Türkiye'de kişi başına çelik tüketiminin, Avrupa Birliği (AB) ve ABD ortalamasının da üstüne çıkarak 400 kilogramı bulması, bu rakamın gelecek yıllarda 500 kilograma yükselerek üretimin 40 milyon tonu aşmasının beklenmesi, yabancı yatırımcılar için cazip fırsatlar barındırıyor. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Veysel Yayan, AA muhabirine, çelik sektöründeki yatırım ortamına ilişkin değerlendirmede bulundu. Yatırımcıları etkileyen en temel unsurun, yapılacak yatırımın geriye dönüş süresi ve karlılığı olduğunu belirten Yayan, "Türkiye, dinamik ekonomisi, yüksek tüketim kapasitesi ve pazarlara yakınlığı itibarıyla yatırımcılar için çok cazip bir ülke." dedi. Türkiye'de yaklaşık 340 organize sanayi bölgesi (OSB) bulunduğunu ve buralarda 2 milyon civarında işçinin çalıştığını ifade eden Yayan, ülkenin sınai altyapısının da istikrarla geliştiğini söyledi. Yayan, zaman içinde iniş çıkışlar yaşansa da Türkiye'nin talebi canlı bir ülke olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: "Hükümetler hiç müdahale etmeseler bile Türkiye'nin talebi büyümeye devam ediyor. Bürokratik engellerin kaldırılmasıyla bu talep büyümesi daha da hız kazanıyor. Türkiye'nin yatırımcılara sunduğu en büyük imkan talepteki hızlı artış oranı ve talebin büyüklüğü." "Paslanmaz çelik üretimine ihtiyaç var" Yayan, Türkiye'de özellikle paslanmaz çelik alanında yatırım ihtiyacı bulunduğunu, burada kapasitenin yeterli olmadığını bildirdi. Söz konusu ürünlerin ithalatına yaklaşık 1 milyar dolar ödendiğine dikkati çeken Yayan, "Paslanmaz çelik, Türkiye'de inşaatlarda kullanılıyor. Henüz çok yaygın değil ancak bir şeyin talebinin oluşması için öncelikle ona sahip olmak, pazara sunmak gerekir. Bu gerçekleştiğinde Türkiye'deki talebin uyarılacağını, paslanmaz çelik tüketiminin artacağını ve bunu kullanan diğer sanayi sektörlerine de olumlu katkı olacağını düşünüyoruz. Türkiye'de gerçek anlamda paslanmaz çeliği üretecek, ülkeye katma değer sağlayacak yatırımlara ihtiyaç var." diye konuştu. Paslanmaz çelik kullanımının bu yıl artmasını beklediklerini vurgulayan Yayan, şu değerlendirmede bulundu: "Türkiye yatırımcılarına talep açısından ciddi bir imkan sunuyor. Türkiye'de kişi başı çelik tüketimi 400 kilogram seviyelerine çıktı. Bizim tüketim seviyelerimiz AB'den ve ABD'den daha yüksek. Bu da kısmen onların altyapı ihtiyaçlarını yüksek oranda karşılamasından ve bizim hala yatırım yapıyor olmamızdan da kaynaklanıyor. Kişi başına çelik tüketiminin önümüzdeki yıllarda 500 kilogram seviyesine yükseleceğini ve üretimin 40 milyon ton seviyesini aşacağını öngörüyoruz. Böyle bir ülkede çelik üretiyor olmak yabancı üreticiler için de avantaj. Çeliğin, ham çelikten başlanarak tüm değer zinciri Türkiye’de kalacak şekilde üretiliyor olması önemli." "Türkiye kendisine hızlı pazar bulabilen bir ülke" Yayan, Türkiye'nin coğrafi konumuyla çeşitli kıtalara ihracat yapılmasına imkan vermesinin de avantaj sağladığını ifade etti. Bazı ülkelerin Türk çelik sektörünü hedef alan uygulamalarını hatırlatan Yayan, bu gibi olumsuzluklardan etkilenmemek adına sektörün dinamik yapısının ve ülkenin coğrafi konumunun da katkısıyla kendilerine hızla yeni pazarlar bulabildiklerini söyledi. Yayan, Türkiye'nin çok dinamik bir pazar olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "2020'de Singapur'a, Hong Kong'a ve Uzak Doğu ülkelerine çelik ihracatına yeniden başladık. Geçmiş yıllarda sürekli değişen pazar şartlarına göre pozisyon alabildik. Bir ara 2000'li yıllarda üretimimizin yüzde 72'sini Çin'e satıyorduk, daha sonra AB'ye yöneldik. Orada sıkıntı çıkınca Körfez ve Orta Doğu'ya ihracata başladık. Sonra orada bir kriz yaşandı, o zaman Kuzey Afrika'ya yöneldik. Orada sıkıntı çıkınca Latin Amerika, ABD ve tekrar AB'ye yöneldik. Şimdi AB'de sıkıntı yaşayınca bu defa doğrudan Afrika ülkelerine yöneliyoruz. Biz, dünyanın her ülkesindeki ihtiyaca cevap verecek ürünlerle ihracat yapabiliyoruz." ( AA/Milliyet, 16 Şubat 2021 ) Kobe Steel Çelikteki Emisyonu Yüzde 20 Düşürmenin Yolunu Buldu Japon Kobe Steel, eritme fırınlarında yeni teknolojilerinin karbondioksit emisyonunu beşte bir oranında düşürdüğünü açıkladı. Kobe Steel Başkan Yardımcısı Koichiro Shibata yaptığı açıklamada, "Eğer talep olursa, bir yıl içinde üretime hazır olabiliriz" dedi. Shibata, düşük karbon çeliğin ilave maliyetinin kilogram başına 0,09 dolar civarında olmasının beklendiğini açıkladı. Türkiye de çelik ihracatçısı bir ülke ve çelik üretiminde emisyonun azaltılması Avrupa Birliği’nin çevreci olmayan çelik ithalatına da vergi getirilmesini öngören Sınırda Karbon Düzenlemesi açısından kritik önem taşıyor. (Dünya, 17 Şubat 2021 ) Eurofer, Yeni Karbon Önleminin Çelik Üretim Maliyetlerini Zarar Verici Ölçüde Artıracağı Konusunda Uyarıda Bulundu Avrupa Çelik Derneği’nin (Eurofer), 5 Şubat Cuma günü yaptığı açıklamada, AB’nin Sınırda Karbon Ayarlama Mekanizması’nın (CBAM) çelik üretim maliyetlerinde önemli bir artışa neden olacağından endişe duyduğunu söylediği bildiriliyor. Eurofer’in, Avrupa Parlamentosu'nun Çevre Komitesi’nin (ENVI) Cuma günü CBAM uygulamasına ilişkin oylama yaptığı ve uygulamanın 8 karşı ve 10 çekimser oya karşılık 58 lehine oy ile kabul edildiğini söylediği belirtiliyor. Eurofer’in, "ENVI oylamasının sonuçları Avrupa çelik sektörü için ölüm cezası olacak. Parlamentoyu genel kurul aşamasında bunu yeniden düşünmeye çağırıyoruz, çünkü CBAM AB Emisyon Ticareti (ETS) sistemi kapsamında ücretsiz karbon tahsisinin yerine geçmez, sadece gerekli bir tamamlayıcıdır," dediği aktarılıyor. ENVI oylamasının sonucunun, mevcut karbondan arındırma stratejisinin temelini oluşturan ETS kapsamında ücretsiz tahsisatlar gibi mevcut karbon kaçağı önlemlerinin hızlı bir şekilde aşamalı olarak kaldırılmasını talep eden bir uzlaşma değişikliğini içerdiği kaydediliyor. Eurofer’in “Tam açık artırmalı bir CBAM uygulaması, AB üreticilerinin, genelde % 5'in altında olan ihracat paylarını geri kalan AB dışı üretimi ile çapraz sübvanse edebilen üçüncü ülke ihracatçılarına karşı rekabet ederken tam karbon maliyetlerini ödemesine neden olacaktır,” ifadelerini kullandığı. “AB çelik ihracat pazarlarında, AB ihracatçılarının üçüncü taraf pazarlarda hiçbir karbon maliyetiyle karşılaşmayan ihracatçılarla rekabet etmesiyle durum daha da kötü olacak" diyen Eurofer’in kararın, şu anda AB ETS kapsamındaki tüm ithal ürünler üzerinde Dünya Ticaret Örgütü ile uyumlu bir önlem almayı ve "karbon azaltmaya daha az istekli" ülkeleri de karbondan arındırma yönünde çalışmaya teşvik etmeyi amaçladığını belirttiği kaydediliyor. Eurofer’in, kararın AB'nin iklim değişikliği önlemlerine yönelik daha yüksek hedeflerinin 'karbon kaçağına' yol açmaması gerektiği niyetini gösterirken, CBAM'nin uygulamaya konulmasına paralel olarak ücretsiz tahsisin hızla sona erdirilmesi önerisinin AB çelik endüstrisinin hayatta kalması için büyük bir tehdit olduğu konusunda uyarıda bulunduğu bildiriliyor. Eurofer, karbondioksit emisyonlarının maliyetinin şu anda Avrupalı çelik üreticileri için ton başına 38 € (46 $) olduğunu, ancak ton başına 75 €'ya çıkacağını ve bunun AB çelik endüstrisi ve alt sektörler için ciddi sonuçlara yol açacağını söylüyor. Bunun aynı zamanda çelik üreticilerinin, AB’nin üçüncü ülkelere ihracatında yıllık 20 milyon € (24 milyon $) değerindeki satışların “düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapma ve rekabet gücünü tehlikeye atma” olanağını zayıflatacağı belirtiliyor. Eurofer, CBAM'nin mevcut karbon kaçağı önlemlerine rağmen, sistemin oluşturduğu karbondioksit maliyetlerini karşılaması gerektiğini ve düşük karbondioksitli çelik için sürdürülebilir bir pazar kurulana kadar bunların yerini almaması gerektiğini öne sürüyor. ( Metal Bulletin, 18 Şubat 2021 ) thyssenkrupp, Liberty Steel ile Görüşmelerini Bitirdi thyssenkrupp AG’nin, Çarşamba günü, grubun çelik bölümünün Liberty Steel tarafından devralınması konusundaki görüşmeleri sona erdirdiğini duyurduğu ve çelik bölümünün Liberty Steel'e satışının bu nedenle gerçekleşmeyeceği belirtiliyor. Aynı zamanda şirketin çelik faaliyetlerinden sorumlu olan thyssenkrupp CEO'su Klaus Keysberg’in “Müzakerelerin kapısını açtık, ancak kurumsal değer ve işlemin yapısı hakkındaki fikirlerimiz birbirinden çok uzaktı. Bu nedenle, görüşmeleri sonlandırmaya karar verdik. Bu adımdan üzüntü duyuyoruz çünkü Liberty Steel'i bu süreçte ciddi bir ortak olarak gördük," dediği ifade ediliyor. ( Kallanish, 18 Şubat 2021 )

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ülkemiz Demir Çelik Sektöründe Sonu Hazin Biten Bir Proje - Sivas Demir Çelik ( Sidemir )

Çelik Sektöründe 2020 - 53. Haftanın Öne Çıkanları

Çelik Sektöründe 2021 - 3. Haftanın Öne Çıkanları