Çelik Sektöründe 2017 - 24.Haftanın Öne Çıkanları

Çelik Sektöründe 2017 - 24.Haftanın Öne Çıkanları

Standart Dışı, Kalitesiz İnşaat Demiri İthalatı, İnşaat Güvenliğini Tehdit Ediyor

Mayıs ayında, bazı inşaat müteahhitleri tarafından, piyasa gerçekleri çarpıtılarak, Türkiye piyasasında inşaat demiri arzında sıkıntı yaşandığı yönünde verilen beyanatlar sonrasında, Haziran ayının ilk haftasında, Türkiye’nin değişik limanlarına toplam 22.500 ton İtalya menşeli TS 708 standardına uygun olmayan, sertifikasız, bekletilmiş ve paslanmış inşaat demiri indirilmiştir. Bazı kargoların indirme işlemleri de halen devam etmektedir. Alınan duyumlar, benzer nitelikteki TS 708 standardına uygun olmayan kalitesiz ürün bağlantılarının devam ettiğine ve engellenmediği takdirde önümüzdeki dönemde artarak büyüyeceğine işaret etmektedir. İtalyan üreticilerin söz konusu inşaat demirlerini Cezayir piyasası için, Cezayir’de geçerli AFNOR standardına uygun olarak ürettikleri, ancak Cezayir’e satamadıkları ürünleri, yaklaşık 1.5 yıl beklettikten sonra, Türkiye’deki alıcılara sattıkları öğrenilmiştir.

 Söz konusu ürünlerin, Türkiye için geçerli olan TS 708 standardına uygun olmadıkları ve 1.5 yıl bekletilmiş olmaları nedeniyle, ciddi anlamda korozyona uğradıkları için, deprem kuşağında bulunan Ülkemizde kullanılmaması gerekmektedir. Türk çelik üreticileri, herhangi bir ihraç piyasası için, ilgili piyasanın standardına göre ürettikleri ürünlerin ihraç fazlasını, TS 708’e uygun olmadığından dolayı iç piyasaya sürememekte, söz konusu ihraç fazlası aynı ülkeden gelebilecek yeni siparişler için bekletilmekte veya sipariş alınamaması halinde yeniden ergitme yoluna gitmektedir. Ancak İtalya’dan gelen Cezayir pazarı için üretilmiş ve TS 708 standartına uygun olmayan, bekletilmiş ürünler, Cezayir piyasasında alıcı bulamaması sonrasında, 1.5 yıl bekletildikten sonra, İtalyan üreticiler tarafından yeniden ergitilmek yerine, muhtemelen piyasa fiyatlarından daha düşük fiyatlar ile Türkiye piyasasına satılmıştır.

Hiçbir Avrupalı üreticinin, TS708 standardına uygunluk sertifikasının bulunmadığı bilinmektedir. Türk çelik üreticileri, hedef ülkenin benzeri sertifikalarına sahip olmadıkça, ilgili ülkelere ihracat yapamaz iken, söz konusu standart dışı, kalitesiz ve düşük fiyatlı ürünlerin Türkiye piyasasına nasıl girebildiği anlaşılamamıştır. Birinci derece deprem bölgesinde bulunan Ülkemizde, ithal edilen standart dışı, sertifikasız ve paslanmış inşaat demirlerinin inşaatlarda kullanılması, inşaat güvenliği için, ciddi ölçüde tehlike yaratacaktır. Bu nedenle, söz konusu ithal ürünlerin hiçbir koşulda Türkiye’deki inşaatlarda kullanılmasına izin verilmemelidir. Türk çelik sektörünün en büyük ihraç kalemi olan inşaat demirinde, ithal ürünlerdeki kalitesizliğin yol açtığı olumsuzlukların önlenmesi, yalnızca inşaat güvenliğinin sağlanması açısından değil, yurtiçindeki üreticilerin karşı karşıya kaldıkları haksız rekabetin engellenmesi açısından da hayati önem taşımaktadır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur… ( TÇÜD, 12 Haziran 2017 )

Gemi İnşa Sektörüne 15 Yılda 2.8 Milyar Dolar Yatırım

Yalova'nın Altınova ilçesinde bulunan Özata Tersanesinde gemi indirme töreni gerçekleştirildi. Özata Tersanesinin Kenya Cumhuriyet için inşa ettiği 'MV Jambo' adlı yolcu ve taşıma gemisi denizle buluşturuldu. Mombasa Limanı'nda hizmet vermesi planlanan gemi tamamen kaynaklı çelik konstrüksiyon malzemeden inşa edildi. 84 metre boyunda 18 metre eninde inşa edilen ve 62 Otomobil taşımak kapasitesine sahip geminin bin 400 kişiyi aynı anda taşıyabilecek kapasitede olduğu öğrenildi.

500 Bin Kişiye Geçim Kaynağı

Törende konuşan Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, gemi inşa sektörünün yıllık cirosunun 2,5 milyar dolar olduğunu söyleyen Bakan Arslan, Uluslararası bir sektör olan denizcilik, 2008’den beri dünya ciddi bir kriz yaşıyorken bu alanda ülkemizde sektörü büyütmeye, yol almaya, istihdam sağlamaya devam ediyor. 2,5 milyar dolarlık bir büyüklükten bahsediyoruz. Buna ihracat dâhil, buna bakım, onarım dâhil, yurtiçi üretim, yan sanayi ve gemi geri dönüşüm sanayi dahil" dedi. Sektördeki istihdam rakamların çok daha büyük olmasını hedeflediklerini anlatan Arslan, "35-36 tersaneden 79 tersaneye çıktık ama çok daha büyük istihdam, dünyadaki krizden kaynaklı olarak bu sektör beklentimiz üzerindeki büyümeyi sağlayamadı. Son yıllarda bir duraksama dönemine geçti. Dünyadaki krize rağmen bizim yerimizde saymamız dahi bizim için başarıdır, bizim için önemli noktadadır. Bu bölgede sadece direkt istihdam 17 bin. Yan sanayi ve dolaylı istihdamı düşünürseniz çok daha büyük. Dolayısıyla tersanelerimizde sağladığımız istihdam bizim 30 bin, yan sanayi ile birlikte 90 bin istihdam sağlıyoruz. Bu 500 bin kişiye geçim kaynağı demek, 500 bin kişinin bu sektörden geçimini sağlaması demek diye konuştu.

Tersane Sayısı 35'ten 79'a Geldi

Gemi inşa sektörüne 15 yılda 2,8 milyar dolar yatırım yapıldığını söyleyen Bakan Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Memnuniyetle görüyoruz ki sektör kendini yeniliyor, geliştiriyor. Çok farklı üretim türleriyle çok farklı gemi inşa türleriyle dünyadan daha fazla pay almak adına önemli açılımlar, önemli atılımlar yapıyor. Nitekim bugün Kenya’ya buradan yapıp ihraç ettiğimiz gemi de bunun için iyi bir örnek. Bu sektörde son 15 yılda yapılan yatırımın miktarı 2,8 milyar dolar. Bu önemli bir rakam.

Tersane sayısı 35’lerden 79’a geldi. 585 adet tekne imal yeri var, 700 bin ton / yıl çelik işleme kapasitesine sahibiz ve 4,5 milyon dwt yılda gemi inşa etme kapasitesine sahibiz. Yine 2 milyon dwt havuzlama kapasitesine sahip bir ülkeden, Türkiye’den bahsediyoruz. 21 milyon dwt gerçekleşen yıllık bakım onarım kapasitesi var. Kendi garanti fonu kapsamında 10 firmanın 20 gemisine 250 milyon liralık kefalet sağlandı. Yine bu sektör gemi yatırımları 2. Bölge teşviklerinden, 5. Bölge kapsamında alınarak 5. Bölge teşviklerinden yararlanabilir hale getirildi. Gemi yatırımları kredi garanti fonu kapsamında alındı. Bakan Ahmet Arslan, bu sektörü destekler vermeye devam edeceklerini ve geliştireceklerini sözlerine ekledi. ( Milliyet, 12 Haziran 2017 )

Köşe Yazısı: İthal Hammaddeyle Türkiye’de Üretilen Çelik Yerli Olmaz Mı?

MİLLİ Savunma Bakanı Fikri Işık, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı döneminde Türkiye’deki demir-çelik üretimiyle ilgili bir rapor hazırlattı. Sektörü topladı, rapordan çıkan mesajı paylaştı: Ülkemizde demir-çelik üretimi ağırlıklı hurda ithalatına dayalı yürüyor. Türkiye, hurda demir-çelik ithalatında dünya lideri. Tüm tesisler cevhere dayalı üretime geçse, madeni ithal de etsek, cari açıkta 2,5 milyar dolarlık iyileşme sağlanabiliyor. Sektör temsilcileri dönüşümün kolay olmayacağını savundu: - Ülkemizde cevherden üretim yapan Erdemir, İsdemir gibi tesisler başlangıçta devlet eliyle kurulmuştur. Özel sektörde 1 milyar doları bu dönüşüme yatıracak şirket pek çıkmaz.

DEİK’e bağlı Türkiye-İrlanda İş Konseyi’nin organizasyonuyla Dublin’e giderken Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci de konuyla ilgili şu düşüncesini paylaştı: - Demir çelik şirketleri, yüksek fırın yatırımına tek başlarına güçlerinin yetmeyeceğini düşünüyor. Cevhere dayalı üretim ithalat faturasını düşürecekse, Türkiye Varlık Fonu, özel sektörle ortaklaşa bu yatırıma girebilir. Mevzuatı buna uygun.
Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci ile sohbet ederken Işık ve Zeybekci’nin mesajlarını anımsattım, önce Osmangazi Köprüsü serzenişini paylaştı: - Osmangazi’de yüzde 37 Türkiye üretimi çelik kullanıldı. Gerisi ithal edildi. Oysa, yerli çelik kullanımı yüzde 85’e çıkabilirdi.

Umudunu Çanakkale 18 Mart Köprüsü’ne bağladı: - Çanakkale’de yerli demir-çelik kullanımının daha fazla olmasını bekliyoruz. Hammaddede dışa bağımlılığın oluşturduğu kanıya dikkat çekti: - Hammaddemiz ithal diye bizim ürünlere yerli gözüyle bakmıyorlar. Bu yaklaşımın nedenine işaret etti: - Bizim sektör yoğun olarak ithal hurda kullanıyor. Yerlilik oranımız yüzde 51’in altında kalıyor. Hurdaya dayalı üretimin maliyeti istenen düzeye indirmeyi engellediğini kaydetti: - Ayrıca hurdadan üretimde hedeflenen katma değer de sağlanamıyor. Cevhere dayalı üretime geçmek, kaliteyi yükseltmemize kapı açabilecek. Sektörün yüksek fırın yatırımına soğuk durmasının nedenini paylaştı: - Şirketler, elindekini kaybetmek istemediği için büyük yatırım macerasına giremiyor. Yer tahsisi, uzun vadeli düşük faizli kredi gibi adımlar sektöre cesaret verebilir. Cezayir’deki yatırımı yüksek fırınla birlikte 2,5 milyar dolara ulaşan Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, Türkiye’de cevhere dayalı üretime geçmeye en yakın aday gibi görünüyor. Varlık Fonu, cari açığı 2.5 milyar dolar azaltacak yatırımları tetikleyici rol oynar mı? ( Vahap Munyar/ Hürriyet, 12 Haziran 2017 )

Büyük Ölçekli Endüstri Bölgeleri Geliyor

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün büyük ölçekli endüstri bölgeleri kurulmasına ilişkin hazırlıklar hakkında bilgi verdiğini söyledi. Başbakan Binali Yıldırım Başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu’nun ardından açıklama yapan Kurtulmuş, Türkiye’nin cari açığının önemli bir kısmının petrokimya sektöründen kaynaklandığını belirterek bu sektörün geliştirilmesi gerektiğinin tartışıldığını söyledi. Sanayi Bakanı Özlü’nün büyük ölçekli endüstri bölgesi kurulmasını teklif olarak getirdiğini ve bunun müzakere edildiğini belirten Kurtulmuş, özellikle limanların etrafında bir yatırma ihtiyaç olduğunu aktardı. (Dünya, 13 Haziran 2017 )

MSCI NAFTA'nın Modernleştirilmesini Destekliyor

NAFTA'nın yeniden müzakere edilmesine ilişkin görüşlerini paylaşan Metals Service Center Institute (MSCI), NAFTA’nın Kuzey Amerika imalat sektörü açısından oldukça başarılı bir anlaşma olduğunu açıkladı ve Trump’ı NAFTA’yı, anlaşma sayesinde ABD, Kanada ve Meksika arasında kurulan triyon dolarlık ticaret ilişkilerine zarar vermeden güncellemeye çağırdı. NAFTA’nın iyileştirilebilecek bir anlaşma olduğuna dikkat çeken MSCI başkanı ve CEO'su M. Robert Weidner III, Kanada ve Meksika ile yapılan ticaretin, ABD’nin çelik ve alüminyum sevkiyatlarının Büyük Durgunluk’tan önceki seviyelere gelememesinin sebebi olmadığını savundu. Bu durumun küresel çelik kapasite fazlası ve adil olmayan ticaretten kaynakladığına dikkat çeken Weidner, Trump’ın ticari dinamiklerden tam anlamıyla haberdar olması gerektiğini ve böylece NAFTA'nın Kuzey Amerika'daki tüm endüstriyel metal tedarik zinciri için iyileştirilmesi amacıyla Kanada ve Meksikalı yetkililerle işbirliği içinde çalışılabileceğini açıkladı. ( SteelOrbis, 14 Haziran 2017 )

Shen Wenrong: Çin’in Çelik İhracatına İlişkin Görünüm Olumlu

Shagang Group Başkanı Shen Wenrong’un, Çin’in yıllık çelik ihracatının uzun bir süre 100 milyon ton seviyesinde tutunabileceğini öngördüğü ve Çin’in çelik ihracatını teşvik edecek en büyük etkenin “tek kuşak tek yol” politikası olacağını belirttiği aktarılıyor. 2016 yılında Çin’in çelik ürünleri ihracatının, yıllık bazda % 3,5 oranında azalışla 108,43 milyon ton seviyesinde gerçekleştiği ve geçtiğimiz yılın Ağustos ayından bu yana ihracatın gerilemeye devam ettiği, 2017 yılının ilk beş aylık döneminde Çin’in çelik ihracatının % 25,7 oranında kayda değer bir düşüşle 34,2 milyon tona gerilediği, söz konusu azalışın yılın ilk yarısında da devam edeceğinin öngörüldüğü kaydediliyor. Çin’in çelik ihracat miktarını yıllık 100 milyon ton seviyesinde tutabilmesi için, 2017 yılının geri kalanında ihracatını artırması gerektiği vurgulanıyor. Shen Wenrong’un Çin’in yıllık çelik üretiminin, 2016 yılında kapasite kapatma faaliyetleri başlamadan önce 1,2 milyar ton çelik kapasitesinin 900 milyon tonuna ulaşabildiğini belirttiği kaydediliyor. Çin’in ham çelik üretiminin, önümüzdeki 5-10 yıllık dönemde 700-800 milyon ton seviyesinde gerçekleşmesinin beklendiği ve söz konusu beklentinin, ihracatta mevcut seviyelerin korunması durumunda yakın gelecekte gerçek çelik üretimi düşerken, iç piyasada çelik tüketiminin kademeli olarak azalacağına işaret ettiği ifade ediliyor. ( Kallanish, 15 Haziran 2017 )

Trump’ın Çeliğe Tutulmuş Akılları

Donald Trump geniş tabanlı bir tarife için gerekçe oluşturmak amacıyla çelik ithalatı için bir “ulusal güvenlik” gözden geçirmesi yapılması talimatı verdi. Eğer danışmanları dürüstçe incelerse böylesi istihdam yok edici, ekonomik olarak zararlı bir politika için yeterli kanıt bulamayacaktır. Öncelikle ABD çelik fiyatlarının dünyanın geri kalanından yüksek olduğu ve artan ithalat vergileri ile son beş yılda farkın açılmakta olduğu gerçeğiyle başlayalım. 2012’de ABD’de üretilen soğuk haddelenmiş rulo ortalama fiyatı Çin ve Güney Avrupa’daki denklerine oranla sırasıyla %11,5 ve %12,1 daha yüksekti. ABD çelik üretiminde bu yıl bu oranlar sırasıyla %34 ve %27. Amerikan çelik üreticileri “damping” feryadında ancak her yabancı ülkedeki üreticilerin hepsi de mi damping uyguluyor?
Ticaret Bakanlığı 32 ülkeden yapılan ithalat üzerinde 152 anti-damping ya da ek gümrük vergisi talimatı verdi ve daha pek çok karar da sırada bekliyor. Bakanlık 2015’te Kuzey Kore ve Türkiye’ye hat borusu için damping suçlamasında bulundu ve geçen yıl Çin, Brezilya ve Türkiye’den ithal edilen boy kesim plaka için vergi koydu. Anti-damping vergileri 2015 – 2016 arasında ithalatta %25 azalmaya katkıda bulundu. Yerel çelik üreticileri bu korumacı önlemleri, fiyatları yükseltip karlarını artırmakta kullandı. Nucor geçtiğimiz yıl vergi, amortisman ve aşınma öncesi %11,9 kar açıkladı. AK Steel’in kar marjları iki yılda ikiye katlanarak %8,5 olurken Steel Dynamics’inki %50 artarak %15 civarına yükseldi. Ancak yine de Ticaret Bakanı Wilbur Ross anti-damping vergilerinin “küresel kapasite fazlası ve adil olmayan yabancı rekabetin ABD çelik sanayiine verdiği daha geniş kapsamlı yapısal zararı çözemediğini” iddia etti. Bakanın şikayeti geçtiğimiz yıl neredeyse dünyanın toplam üretiminin yarısını gerçekleştirerek küresel fiyatları aşağı çeken ve ABD çelik şirketleri üzerindeki baskıyı artıran Çin.

Gerçekte, yabancı rekabeti ABD çelik sanayiini daha verimli olmaya itti, ya da en azından tarife duvarları yükselmeye başlamadan önce durum buydu. Son kırk yıldan fazla zamandır üretim, yüksek fırınlı, sendikalı işgücü ve demir cevheri kullanan entegre haddehanelerden, düşük maliyetli, elektrikli ark ocağı, hurda ve sendikasız işgücü kullanan küçük çelikhanelere kaydı. Entegre tesislerde üretilen çelik 1980’de toplam yerli üretimin dörtte üçünü oluştururken günümüzde üçte birine kadar gerilemiş durumda. Bethlehem Steel gibi duruma ayak uydurmakta geciken yerli kurumlar kapanırken yeni teknolojileri benimseyen daha yalın çelik üreticileri refah içerisinde. Nisan ayında U.S. Steel on yıldan eski haddehanelerini yenileme yatırımı yüzünden yıllık kar tahminlerini aşağı çekti.

ABD çelik işkolu istihdamının daralmasını ve kıyıcı rekabette ayakta kalmasını sağlayan temel neden teknoloji ve iş akışındaki yeniliklerdir. Yine de ithalat ABD pazarının dörtte birini oluştururken ABD dökümhaneleri hala %71 kapasiteyle çalışıyor. Bunun sebeplerinden biri yüksek mukavemetli çelikteki gelişmelerin çoğunun denizaşırı ülkelerde gerçekleşmesi. Tedarik zincirindeki çoğu tüketici yerli çeliğin sektörün kalite ya da emniyet standartlarına uymadığını söylüyor. Küçük çelikhaneler yollar ve binalar için uygun, düşük kalite metal üretirken bu kalite otomobil levhaları ya da ev aletleri için yeterli değil. Bu fazla kapasite doğal güvenlik endişelerini gündeme getirmeli. Savunma, yerli çeliğin %3’ünden azını kullanıyor ve ABD dökümhaneleri savaş zamanında üretimi artırmak için bolca kapasite fazlası barındırıyor.

Kanada, Güney Kore ve Meksika geçtiğimiz yılın ithalatının %40’ına kaynaklık ederken Çin ve Rusya birlikte ithalatın %7’sini tedarik etti. Geniş tabanlı çelik vergilerinin en büyük zararı çelik kullanan binlerce Amerikan işletmesi ve işçisine olacaktır. Bu zararların arasında İnşaat (çelik ithalatının %42’si) otomotiv (%27) ve makine (%9) sanayileri için daha yüksek maliyetli Amerikan çeliği de sayılmalıdır. İmar işleri ve evler de bu durumda daha pahalı olacaktır. Küresel ölçekte rekabet eden pek çok ABD şirketi denizaşırı rakiplerine karşı alan kaybetme riski taşıyacaktır. Bazıları plastik ve alüminyum gibi ikame malzemeye dönecek, tedarik zincirlerini değiştirecek ya da üretimini denizaşırı ülkelere kaydıracaktır. Otomobil üreticileri daha yüksek dayanımlı alüminyumu daha fazla kullanacak ve üretiminin artan kısmını Kanada ve Meksika’ya kaydıracaktır. Amerikan çelik işçileri, kullanıcılar daha yüksek fiyatlara adapte olur da çelik talebi düşerse daha da fazla zarar görecektir. Bugün çelik tüketen ABD sanayi kuruluşlarında yaklaşık 150.000 civarındaki Amerikan çelik işçilerinin 16 katı kadar işçi istihdam edilmektedir.

Ekonomistler Joseph Francois ve Laura Baughman tarafından yapılan bir araştırma, 2002 yılında George W. Bush tarafından uygulanan çelik vergisinin ardından işinden olan ABD çelik işçisi sayısının (200,000) sektörde istihdam edilen işçi sayısından (187.500) fazla olduğunu ortaya koyuyor. Sonuçta kayıp 4 milyar dolar değerinde işçi maaşı oldu. Çelik ithalat vergilerine karşı iddialar o kadar fazla ki, Bay Ross’un bile bunu haklı çıkaracak bir yol bulacağına inanmak çok zor. Burada tek amaç hükümet desteğini sömürerek fiyatları artıracak bir avuç çelik şirketinin politik cazibe taşıyan sahiplerine yardım etmekten başka bir şey olamaz. Kaybedenler ise, Başkan’ın kampanyası sırasında yardım etmeye yemin ettiği milyonlarca sözde unutulmuş kadın ve erkek olacaktır. ( The Wall Street Journal/ÇİB, 14 Haziran 2017 )


Baosteel, 1 Milyon Ton Karbon Çeliği Kapasitesini Paslanmaz Çelik Kapasitesine Dönüştürmeyi Planlıyor

Baosteel’in, Nanjing şehrindeki Meishan tesisindeki 1 milyon ton karbon çeliği kapasitesini paslanmaz çelik kapasitesine dönüştürmeyi planladığı belirtiliyor. Baosteel Stainless Başkan Yardımcısı He Ruying’in, Hong Kong’da düzenlenen 12. Asya Paslanmaz Çelik Konferansı’nda planın ilk aşamasının, otomotiv sektöründeki talebi karşılayabilmek için 600.000 ton karbon çeliği kapasitesini 400 serisi paslanmaz çeliğe dönüştürmek olduğunu belirttiği aktarılıyor. Söz konusu dönüşüm tamamlandıktan sonra Meishan tesisinin, Baosteel Baoxin Stainless Steel’e soğuk haddelenmiş sac üretimi için sıcak haddelenmiş paslanmaz çelik tedarik edeceği bildiriliyor. ( Metal Bulletin, 16 Haziran 2017 )

Liberty’nin Arrium İçin Sunduğu Teklif Kabul Edilmedi

Uluslararası çelik ve maden grubu Liberty House, iflas sürecinde olan Avustralya merkezli maden ve çelik şirketi Arrium’un satışı için sunduğu teklifin kabul edilmediğini duyurdu. Liberty yönetim kurulu başkanı Sanjeev Gupta, konu ile ilgili üzgün olduklarını ancak ana kuruluşu olan GFG Alliance’ın Avustralya’da sürdürülebilir değer ve istihdam yaratmak için fırsat arayışına devam edeceğini ve aynı zamanda İngiltere, Avrupa, ABD ve Hindistan’daki yatırımlarına da devam ettiklerini belirtti. Geçen sene kasım ayında Liberty, babasının yönetim kurulu başkanlığını yaptığı SIMEC nakliyat, madencilik ve enerji grubuyla birlikte, Arrium için ortak teklif vereceklerini açıklamıştı. ( SteelOrbis, 16 Haziran 2017 )



( TÇÜD Günlük Bültenleri’nde yer alan, bir önceki haftanın gelişmelerinden derlenmektedir. )


 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ülkemiz Demir Çelik Sektöründe Sonu Hazin Biten Bir Proje - Sivas Demir Çelik ( Sidemir )

Kremikovtzi Demir ve Çelik Fabrikaları – Bulgaristan Erdemir’in İlk Yurtdışı Şirket Satınalma Girişimi

TÜRKİYE YASSI ÇELİK ÜRETİM KAPASİTELERİ